pakard.

album: artifakts [bc], 1998

by plastikman

"bi sürü kedi arka arkaya sıralanmış, bi gözlerini kapamışlar... hızla geçiyorum sağımda dizili, tek gözü kıpkırmızı kedilerin yanından... "

(download)

Artifakts

sir yıldırım arıcı & serkan balak

korkmak...

(download)

gerçek olacak zannedilen ihtimaller... kırılmadır korkmak... zanneden aklın, kırılıp dökülmesidir korkmak... yüktür, yüklüdür korkmak... yükün içe dökülmesidir... yük içe döküldükçe, yüklenmektir korkmak... boşalmak değildir korkmak... korktukça yüklenmek... yüklendikçe korkmak...

gerçeğin kendisi değil, gölgesidir korkmak... ihtimalden, ihtimalinden korkmak...

içte birikir içe akar, korkmak; bi sahibi bilir... bir de bilen bilir... şimdi de olur korkmak... sonra da olur... olan zaten olmuştur...

kişiseldir, ama genellenebilir de korkmak... aynı ihtimaller üzerine kuruluyor olabilir hayatlar... ihtimaller değil midir korkmak... olasıdır... olasılıktır...

mantık, olasılık sevse de, bunu hesap etse de... mantıksızdır korkmak... mantık herşeyi ortak payda haline getirmek isteyen bir kum torbasıdır... çoktan alan, aza veren hak geçmesine razı olmayan, ortalamayı tutturmak amaçlı, dengeli aritmetiktir mantık...

cesaret de mantıksızdır... korkmak da mantıksızdır... her ikisi de dengesiz ruh halidir... 

korkmak gerek, çok değil... az korkmak, kuşkudur... kuşku hali güzeldir, tatlı bir tedirginliktir...

ihtimaller sadece hesap edebildiklerimiz değildir... şimdiyi ve sonrayı kontrol edebilmek kaygısıdır, korkmak... kendi haline bırakmamak, bırakmaktan korkmak...

korkmamak bırakmaktır, kendi haline...

 

ağrı kesici...

iki buçuk haftadan bu yana vücudumun sağ üst ön ve arka tarafında hissettiğim, yaşam kalitemi düşüren ağrının şiddetini, dün akşamdan bu yana ancak düşürebildim... ağrı bölgesini iyileştirdim demek değil, hissetmemek... ağrı belki hala var, bilmiyorum... belki başka bir tarifle, o ağrı umurumda değil :) ağrı hala iki buçuk haftadır olduğu yerde olsa da hissettiğim o değil... bu çok saçma bir his... biriyle aynı evde yaşamaya devam ederken, küs kalmak gibi... daha da beteri; biriyle problemli bir ilişki yaşarken, aynı evde oturmaya devam edip onu görmezden gelebilecek kadar duyarsızlaşmak gibi... 

hissetmediğim, benim için yoktur... birşeyler hissetmediğim biri için "sen  benim için yoksun" diyebilirim... herkes diyebilir, his duymadığı birileri için... fakat hiç kimseye, onun için "sen yoksun" deme hakkını vermez... var olanı, hissizliğinle yok edemezsin... ancak görmezden gelebilirsin...

ağrı kesici, kırmızı ya da mavi kablolardan hep doğru renkli kabloyu kesebilme yeteneğine sahip, bomba uzmanı gibi bir şey... kesiyor ve artık aklım almıyor... aptallaştırıyor aslında beni, hislerimle oynuyor, yanıltıyor... halının altına süpürüyor... yaşam kalitemi tekrar olması gerektiği kadarına yaklaştırıyor ve buna bağlı olarak da kendisine az da olsa bağımlı kılıyor... tedavi etmese de, sorunu ortadan kaldırdığı için algıda "hero" oluyor...

ağrı kesici, yapması gerekeni yaptı... sorunlu bölge ile sorunu hisseden bölge arasındaki bağlantıyı kesti... bu satırları yazıyorken bağlantı hala kopuktu... bugün, iki gün öncesinden daha iyiysem sebebi o'dur :) teşekkürler ağrı kesici...

için...

kusan için; geldiği gibi giden... bi an için; zehir tadı... gelen için; tutunamamak... giden için; de aynı... şu an için; olan olmuş... o an için; bilemezdim... benim için; tecrübe... bilen için; bildik... bakan için; merak... bakılan için; utanç... kimi için; normal... kimi için; değil... olan için; çok geç... oluşan için; tam zamanı... soran için; bilinmedik... bilen için; bilindik... dün için; geçmiş... şu an için; saçmalık... insanlık için; küçük... benim için; büyük... 

gir-geç pansiyonlar...

Click here to download:
yol_üstü_kerhaneleri.pptx (3.92 MB)
(download)

yol üstü kerhaneleri

gir-geç pansiyonlar

dr. erdal kınacı 

52 gün tutuklu kaldıktan sonra salıverilen, başarılı bir fotoğrafçı...

yukardaki üç satırdan herhangi biri ile google'dan arama yaptırılabilir...

separator...

bi sabah bu melodi kafamın içinde çalıyorken uyandım...
ya da uyandığımda bu parça çalıyordu bile ben daha itunes'u açmadan...

radiohead - the king of limbs - separator

(download)

It's like I'm falling out of bed 

From a long, weary dream 

The sweetest flowers and fruits hang from trees 

Falling off the giant bird that's been carrying me 

It's like I'm falling out of bed 

From a long and weary dream 

Just exactly as I remember 

Every root 

Every gesture 

I'm a heart in cold ground 

Like I'm falling out of bed 

From a long and weary dream 

Finally I'm free of all the weight I've been carrying 

Every woman blows her cover 

In the eye of the beholder 

I'm a fish now out of water 

Falling off a giant bird that's been carrying me 

I fell open 

I laid under 

At the tap out 

I was just a number 

I wanna slip it over 

And get back under 

And if you think this is over 

Then you're wrong 

If you think this is over 

Then you're wrong 

If you think this is over 

Then you're wrong 

(wake me up, wake me up) 

If you think this is over 

Then you're wrong 

(Wake me up, wake me up) 

Like I'm falling out of bed 

From a long, weary dream 

The sweetest flowers and fruits hang from trees 

When I ask you again 

When I ask you again 

Wake me up 

Wake me up 

Wake me up 

Wake me up 

Wake me up 

Wake me up 

Wake me up 

Wake me up

 

sarılmak...

sarılmak, vücudun aracılığıyla konuşmaktır... söylemektir hiç cümle kurmadan... anlamaktır hiç duymadan... sarılmak; an’dır şimşek gibi... akmaktır sarılmak, akıp gitmektir... sarılmak; tutmaktır, sıkı tutmak, sıkı sıkı tutmak... sıkmaktır sarılmak. sıkılmaktır da... sarılmak, sıkıcıdır... sıkıcı olmaktır... sarmak değildir, sarılmak... sen yapıyor olsan da, adı sarılmaktır... sen ona, o sanadır sarılmak... sarılmak; kaidedir, onun üzerine yaşanır ne yaşanacaksa... her ne yaşanıyorsa onunla gövde bulur... sarılmak bir gövde gösterisidir... aynı anda olur sarılmak... sarıldıkça sarılmak... sıktıkça sıkmak... özlemektir, özlenmektir sarılmak... kuşatmaktır, kuşatılmaktır... teslim olmaktır sarılmak...

 

who sampled

http://www.whosampled.com/sample/view/173/Portishead-Sour%20Times_Lalo%20Schifrin-Danube%20Incident/

Porti

lalo schifrin deyince akla "mission impossible" gelir...

sour times ile lalo schifrin akla gelmez gibi duruyor...

sample künyeye yazıldığı sürece ahlakidir hatta profesyonelcedir... görünen o ki bir de Isaac Hayes...

http://www.whosampled.com/sample/view/5/Portishead-Glory%20Box_Isaac%20Hayes-Ike

Glory
Isaac Hayes deyince de tabii ki SHAFT

bırakmak...

bırakmak, ilk hamle değildir.... sonradır... önce değildir... reddetmektir başkalaşanı, kabul etmektir bir başkayı... tümüyle bir reddediş değildir... başkalaşmaktır... bir öncekinden farklıya ya da zannedilene... yaptığından, o yaptığından vazgeçmektir... aynısını tekrar yapmamak değildir... uzaklaşmak, gitmektir... uzaklaşıp gittiğini sanmaktır belki de... bildiğinden, bilmediğine doğru yola çıkmaktır... sebep bulmaktır bırakmak, sebepsiz de olabilecekken... tutmak değildir bırakmak, tutmaktan vazgeçmektir... vazgeçmektir... terketmektir bırakmak...

sıralamak...

önce ve sonrayı belirlemektir sıralamak; arka arkaya getirmektir... öncedir, sıralamadaki ilk... sonrayı, öncenin arkasına takmaktır sıralamak... sıradanı, olmasını istediğin hale getirmektir sıralamak... kişiseldir öncelikler, kendincedir sıralamak... değişebilir... sıralamak kendincedir... ertelemektir birşeyleri, sıralamak... arka sıralara ertelemek, ötelemektir yapmak istemediklerini; yapmaya belki de cesaret edemediklerini... bir yudum alınca, yutmak gibi... başlayınca bitirmek gibi... kendini mecbur kılmaktır, sıralamak... gece sıralamak en sevdiğimdir; samimiyetinden kuşku duymadığımdır... günün doğması, günün yükselmesi, günün batması olarak bilinen, sıradan sıralamanın son mertebesi değildir gece... kendincedir sıralamak... nerden başlarsa ordan devam eder... gece öncedir... gün, geceden başlar, ordan devam eder... sonra değildir gece... gün döner, yine gece olur... böyledir sıralamak... kendincedir... şimdi; sonradan öncedir, önceden sonra... sırası gelen yaşanır...

tutmak...

tutmak, tek taraflıdır... değmek değildir, teğet hiç değildir tutmak... sahiplenmektir, tek taraflı sahiplenmektir... sahiplenmek, zaten tek taraflıdır... senin olması mıdır tutmak... senin olmasıdır tutmak, onun olman değil... o tutulmaktır... o taraftan, o da tutmaktır... tutmak, istediğini tutmak mıdır... bırakmak istemediğini mi... bir karardır tutmak... uzaktan da yakından da tutmak, tutmaktır... güçtür tutmak, kuvvet ister... dokunmak değildir, tutmak... kim ne kadar isterse, o kadardır tutmak... fazlası da azı da vardır... tersi bırakmaktır... tersi tutmak... tutmak ilk değildir, yinedir...

gitmek

gitmek, ileri mi geri mi gitmektir... bu andan ötesine ya da berisine gitmek midir... zamanla ilgili midir gitmek... boyutu zaman mıdır gitmenin... an ise yaşanan... an... andan ötesine, berisine gidilebilir mi... gittim diyen, giden, nereye gider cismen... yerdir terkedilen... zaman değil... öteye ya da beriye... giden, yeri terk eder... yeri terk eden, gider... diyarı terk eden, terk-i diyar eden ya peki... o da cismen gider... - ne kalır gidenden? - döner mi ihtimali... bile bile dönmeyeceğini, kendi yoluna gittiğini... yolundan dönmeyeceğini bile bile... gitmek istenir mi... isteyerek mi gidilir... zamanı gelince gitmek mi gerekir... gitmeyi zaman mı dayatır... istemesen de, zaman alıp götürse de gitmiş mi olursun yine... giden gitmiş mi olur, öyle ya da böyle... 

gitmek, gidenin eylemidir...

 

durmak

ben; bir toplamdır, ayaklarım dursa da, ben durmam... ben bir toplamdır. ellerim, gözlerim, algım dursa da ben durmam... ben, bir toplamdır. durmak bana aittir,  kendim içindir... gitmeyi bilmek ama gidememek, durmaktır. gitmemek de, durmaktır...  durmak tercihtir... durmak bilinçtir. durmak, beklemek değildir... durmak benimle, beklemek başkasıyla ilgilidir... başkası için durulmaz; fark kapanmaz, zaman beklemez... susmak, belki durmaktır... durmak; belki susmaktır...

 

beklemek

beklemek en tembel eylem... senin ona değil, onun sana gelmesi... gelmezse, onun gelmemesi... beklemek tembellikse de; eylemsizlik değil... durmakla beklemek, aynı gibi görünürler... değilller... beklemek eylemsizlik değilse de, durmak öyle... beklemek bir bilgidir, beklemeyi bilmek gerekir... bilmeyen bekleyemez, durur... durmak, beklemek değildir... neyin, beni beklediğini bilmiyorum... ben, ne beklediğimi biliyorum...